Perşembe, Şubat 25, 2021
Ana Sayfa Kıbrıs BAZI VİTAMİNLERİN TAKVİYE OLARAK ALINMASININ CİDDİ SONUÇLARI OLABİLİR

BAZI VİTAMİNLERİN TAKVİYE OLARAK ALINMASININ CİDDİ SONUÇLARI OLABİLİR

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Tıp Fakültesi Akademisyeni Prof. Dr. Serpil Ünyarar, vitaminlerin enfeksiyonlara karşı yanlış kullanımları hakkında açıklamalarda bulundu.

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Tıp Fakültesi Akademisyeni Prof. Dr. Serpil Ünyarar, vitaminlerin enfeksiyonlara karşı yanlış kullanımları hakkında açıklamalarda bulundu.

Vitaminler metabolizmamız için gerekli olan, aminoasitler kadar olmasa da, belirli miktarda dışarıdan aldığımız organik moleküllerdir. İnsanların ihtiyaç duyduğu 13 vitamin vardır. Bunlardan suda çözünenlerin en bilinenleri B kompleksleri, folik asit, Biotin ve C vitaminidir. Yağda çözünen vitaminler A, D, E ve K vitaminleridir. Bütün vitaminler vücut savunma sistemindeki şavaşçı hücreler olan lenfosit ve/veya makrofajların çoğalmasını ve iş görmesini arttırır.

C vitaminleri hakkında açıklamalarda bulunan Ünyarar; “Vitamin C askorbik asittir ve suda çözündüğünden fazlası vücut sıvılarıyla atılır. Meyve ve tahıl, Narenciye, brokoli, lahana, yeşil biberde bol miktarda bulunur. Antioksidan moleküldür aynı zamanda. Bu etkiyi sitokin üreterek oksidatif stres dediğimiz hücrelerimize zarar veren radikal moleküllerini ortadan kaldırılarak gösterir. Gribal enfeksiyonları önlemediği ancak enfeksiyon süresini azalttığına dair çalışmalar vardır. Ayrıca, C vitamini vücutta demirin emilimini arttırır. Enfeksiyondan kaçınmak için aşırı C vitamini yüklemesi böbrek taşı yapabilir”

 

“D vitamini COVID-19 Sürecinde En Çok Tartışılan Vitaminlerden Birisidir”

D vitamini hakkında açıklamalarda bulunan Ünyarar; “D vitamini yağda çözünen bir vitamindir. Özellikle kemik sağlığı ve kalsiyum emilimi üzerine etkileri olduğu bilinmektedir. İki tip D vitamini vardır. D3 vitamini güneş ışığına maruz kaldığımızda öncül D vitamininden sentezlenir. Diğer D2 formunu bitki ve mantarlardan, süt ve süt ürünlerinden alabiliriz. D vitamini COVID-19 sürecinde en çok tartışılan vitaminlerden birisidir. Kuzey yarım küredeki ülkelerde D vitamini kış aylarında yeterince sentezlenemediğinden COVID-19’dan ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu bildiren çalışmalar vardır. Daha kuzey ülkeler D vitamini takviyesi aldıklarından bu oran daha düşüktür. D vitamininin özellikle T lenfositler üzerinde etki göstererek bağışıklığı düzenlediği bilinmektedir.

 

“Dışarıdan D vitamini takviyeleri, vitamin düzeyi düşük bireylerde enfeksiyon riskini azaltabilir”

D vitamini yağda çözündüğünden vücuttaki yağ dokularında depolanır, biraz da kas dokusunda birikir. Ancak, ihtiyaçtan fazla D vitamini takviyelerinin uzun süre kullanımı hiperkalsemi (kalsiyum fazlalığı), böbrek hasarı, düzensiz kalp atışı ve kalp krizi, kemik ağrısı, dehidrasyon vs. problemlere yol açabilir.  Kandaki D vitamini düzeyleri doğru belirlenerek D vitamini takviyesi yapılması bu yan etkileri ortadan kaldıracaktır. A vitamini yağda çözünür ve enfeksiyon karşıtı vitamin olarak tanımlanmaktadır. A vitaminini koyu yeşil sebzeler ve turuncu, sarı meyvelerde, vitamin öncülü formunda ve süt ürünleriyle alırız. Görme ve hücrelerin korunmasında önemli görevleri vardır. Karotenoid dediğimiz  antiokdidan pigment olduğundan antioksidan olarak hücreleri koruyucu rolü vardır. A vitamini takviyelerinin A vitamini düşük olan kişilerde bağışıklık sistemi üzerinde daha etkili olduğu görülmüştür.

“Fazla ve Uzun Süreli E Vitamini Takviyesi Kan Pıhtılaşmasını Azaltabilir”

E vitamini hakkında açıklamalarda bulunan Ünyarar; “E vitamini vücut hücrelerimizin bozulmasına yol açan radikal moleküllerinin ortadan kaldırılmasında iş gören antioksidan bir moleküldür. Daha çok bitki yağları, fıstık ve çeşitli tohumlarda bulunur. T lenfositleri uyardığından bağışıklığı arttırır. E vitamini desteğinin solunum yolu enfeksiyonu riskini azalttığını gösteren az çalışmaya rastlanmıştır ve koronavirüsler üzerine etkisi bilinmemektedir. Bununla birlikte, fazla ve uzun süreli E vitamini takviyesi kan pıhtılaşmasını azaltabilir.  B kompleksleri metabolik süreçlerde etkili olan vitaminlerdir. Et, sebze ve tahıllarla vücudumuza alırız. B12 vücutta 5 yıl depolanabilir, sinir sisteminde önemli işlevi vardır ve depolanması zararlı değildir, vücut sıvılarıyla kolaylıkla atılır. Bununla birlikte, kandaki vitamin düzeyleri doğru belirlenmeden aşırı ve uzun süre bazı vitaminlerin takviye olarak alınmasının ciddi sonuçları olabilir.

“Demir Depolarının Artmasının Virüsün Çoğalmasını ve Yayılmasını Arttırdığı Bilinmektedir”

Mineraller hakkında açıklamalarda bulunan Ünyarar; “Miineraller de dışarıdan gıdalarla almamız gereken inorganik moleküllerdir. Özellikle selenyum ve çinko takviye olarak yaygın kullanılan minerallerdir. Selenyum antioksidan eser bir elementtir. Deniz ürünleri, et ve tahıllardan alırız. Selenyum eksikliğinde enfeksiyon hastalıklarına yatkınlığın arttığı ve enfeksiyonların daha şiddetli geçtiği rapor edilmiştir. Selenyum eksikliği patojeni de etkilediği ve radikal molekül birikimine bağlı olarak iyi huylu ve hafif patojenik bir virusun yüksek derecede virülana dönüştürebileceği görülmüştür. Selenyum takviyesi selenyum seviyesi düşük bireylerde etkili olabilir, aksi halde bireyleri olumsuz etkileyebilir. Demir de dışarıdan takviye olarak aldığımız bir elementtir. Metabolizmamız için elzemdir ve et, yumurta, baklagiller, tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelerle vücudumuza alırız. Virüsler de demire ihtiyaç duyar ve insan bağışıklık sistemi virüsün vücuttaki demiri kullanmalarını engelleyici mekanizmalara sahiptir. Ancak, demir depolarının artmasının virüsün çoğalmasını ve yayılmasını arttırdığı bilinmektedir. Bu nedenle enfeksiyonun seyrini kötüleştirdiği rapor edilmektedir. Demire ihtiyaç duyan COVID-19 tedavisinde demir şelatları (demiri bağlayarak kullanılamaz yapan moleküller) kullanılabileceğini gösteren çalışmalar vardır. Bu nedenle kandaki demir düzeyini belirlemeden dışarıdan demir yüklemesi yapmak böyle olumsuz sonuçlara yol açabilecektir. Çinko takviyesi de C ile birlikte yoğun olarak yapılmaktadır. Çinko et, tahıllar ve tohumlarla tüketebiliriz. Büyüme ve bağışıklıkta yer alan eser elementtir. Hücre içi çinko seviyelerinin artmasıyla çeşitli RNA virüslerinin (koronavirüs gibi) çoğalmasının bozulduğu görülmüştür. Yani antiviral etkisi vardır, ancak klinik araştırmalara henüz başlandığı bildirilmektedir. Fazla ve uzun süre çinko alımı bazı sıkıntılara yol açabilir ve alınan başka minerallerin emilimini azaltabilir” dedi.

Ünyarar; “Sonuç olarak; ters veya yan etkilere maruz kalmamak için, vücudumuzdaki vitamin ve mineral eksikliğini öğrendikten sonra, enfeksiyonlardan korunmak için dışarıdan takviye alınması daha doğru olacaktır” ifadelerini kullandı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisment -