Pazartesi, Nisan 19, 2021
Ana Sayfa Dünya Bir Zamanlar Kıbrıs ve Yarattığı İzlenimler

Bir Zamanlar Kıbrıs ve Yarattığı İzlenimler

GAU Rektör Danışmanı ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Umay TÜRKEŞ GÜNAY, “Bir Zamanlar Kıbrıs Dizisi ve Yarattığı İzlenimleri” değerlendirdi.

TRT’nin yayımlamaya başladığı “Bir Zamanlar Kıbrıs” adlı dizinin ilk bölümü büyük ölçüde Kıbrıs Türklerini kızdırdı: Bu karakterler, kılık-kıyafet, olayların yaşanışı, konuşma üslubu ve mücadelede Türkiye’nin rolü böyle değildi, bu senaryo yanlış gibi değerlendirmelerle biz bu değiliz sesi yükseldi.

Ben yarı Türkiyeli, yarı Kıbrıslı olarak serin kanlılıkla eleştirileri okudum ve değerlendirdim. Bu hoşnutsuzluğu anlamaya çalıştım. Dizi, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıs’ta yaşananların, Türkiyeli senaristte ve yönetmende yarattığı izlenimler ve yönetmenin bakışından kurgulanmış bir sinema eseridir.  Sinema eserlerinde yönetmenin adı yazılarak bu ………..filmidir ibaresi çıkar. Bizim bir Tarantino filminden beklentimizle Çağan Irmak ve Derviş Zaim filmlerinden beklentimiz birbirinden farklıdır. Mesela ben Woody Allen’in filmlerini sevmem ve izlemem, ama bu kanaatimin kişisel olduğunu bilirim. Sinema tarihinde ve eleştirisinde yerimin olmadığının da farkındayım, bu diziye de öyle bakmak gerekir diye düşünüyorum.  Senaryo Kıbrıslı Türk tarafından yazılsa, yönetmen Kıbrıslı Türk olsa bakış, üslup tabii ki farklı olurdu, ama yukarıdaki itirazların pek çoğu yine de olurdu.  Çünkü hepimiz aynı olayı, hep birlikte yaşasak da izlenimlerimiz ve izlenimleri ifade edişimiz birbirimizden farklıdır. Derviş Zaim’in “Gölgeler ve Suretler” filmi beni çok etkiledi. Zaim sinemasının, sinema tarihinde orijinal ve anlamlı bir yere sahip olması bizi her zaman gururlandıracak. Ama söz konusu Kıbrıs olunca ona da bazı itirazların varlığı da seyircinin kişisel izlenimlerinden kaynaklanan beklentisi ile yönetmenin illüzyonunun çatışmasındandır.

Sanat eserlerinde izlenimci eleştiri okuru, seyirciyi merkeze alır. Bu eleştiri türünü savunanlara göre sanat eseri, okuyucunun, seyircinin izlenimi ile değerlendirilir. Eserin anlattığından çok okuyucuda, seyircide kalan kısmı önemlidir. Bu yüzden eserin teknik yönü ile çok ilgilenmezler. Her sanat eseri yayımlandığı döneme göre değerlendirilir. Ayrıca bir sanat akımı da olan izlenimcilik, bir eser tahlil metodu değildir; ancak okur, seyirci açısından bir düşünme metodudur.

Bence Kıbrıslı Türklerin kendi bilgi, tecrübe ve yaşanmışlıklarıyla edindikleri izlenimlerle dizide yaratılan illüzyon çatıştı. Bu dizinin bir illüzyon olduğunun unutularak tarihin yeniden kurgulanması gerektiği inancı öfkeyi doğurdu. Bu kızgınlığın bilinçaltında 1571’den beri bu topraklarda yaşayan Türk toplumunun tarih içinde oluşturduğu Türk kültürü versiyonu ve Türk şivesinin Kıbrıslı Türk kimliğinin parçası olarak algılanması beklenirken dizideki anakronozimle beraber Kıbrıslı Türklerde hiçe sayılmışlık ve saygısızlık etkisi yarattı.

Türkiye açısından bakıldığında Karadeniz, Ege, Erzurum, Gaziantep, Diyarbakır vb. pek çok şiveden, bölgesel folklorik unsurlardan birini temsil eden Kıbrıslı Türklerini, kendisinden biri olarak ve kendi anladığı gibi anlatmak doğal gelmiş. Kıbrıs’a Türklerin geldiği günden bugüne hemen hepsinin bir ayağı Türkiye’de, bir ayağı Kıbrıs’ta olmuştur. Karışma ve paylaşma hiç durmamıştır, bu sebeple Türkiye için Kıbrıslı Türk; Azeri, Özbek, Kırgız, Kazak, Türkmen, Uygur Türkünden daha yakından öte, içinden biridir. Bu da bazı beklentilere cevap vermemeyi beraberinde getirir.  Biz yabancı değiliz, zahmet etmeyin deyişinde olduğu gibi onlar bizden kusura bakmazlar anlayışı zaman zaman iki kardeş toplumda yanlış anlamaları ve alınganlıkları beraberinde getirmektedir. Sınır belirlemekte iki tarafın da kafası karışıktır, ama kader ortaktır.

Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşı’nı birlikte yaşamış, cumhuriyetin kuruluşunu birlikte kutlamış ve Atatürk devrimlerini birlikte uygulamış yakın coğrafyanın iki Türk toplumu olduğumuzu hatırlamamız güzel olur, diye düşünüyorum. Kıbrıslı Türklerin Türkiye’de yaşayan ve önemli makamlarda bulunan temsilcilerinin Rum saldırılarının başladığı andan itibaren Türkiye’nin bütün yöneticilerine Kıbrıs davasını ısrarla anlatarak, bilmeyen ve duyarsız olanlara öğreterek Türkiye’yi sorumlu ve bilinçli politikalara yönlendirmeleri Türk tarihi açısından çok kıymetlidir. Kıbrıslı Türklerin bugünlere gelmelerinde hazırladıkları bu altyapıyı Türkiye sınırları dışındaki pek çok Türk grup yapamadığı için Irak’ta, Suriye’deki Türkmenler topraklarını büyük ölçüde kaybetmişlerdir. Süleyman Şah türbesi göç ettirilmiştir.

Kıbrıslı Türkleri vatanları için Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda verdikleri mücadelenin devamında Anadolu’da kaybeden Yunanistan’ın Kıbrıs’ta rövanş almak için başlattığı savaşın muhatabı tabii ki Türkiye ve Kıbrıslı Türklerdi. Zafer yine birlikte kazanıldı.

Dizi, yaşanan dramı Hollywood ikinci dünya savaşı filmleri üslubunda Kıbrıslı Türklere yapılan haksızlıkları ve karşı direnişi insani boyuta taşırken Kıbrıs folklorunu ve ağzını ihmal etmiştir. Yapılan mezalimin sıradan sade yaşamları nasıl tarumar etiğine odaklanmış. Burada öznelliği tercih etmemiş, nesnelliğe yönelmiş. Evrensel dizi sektörü açısından başarılıdır; Kıbrıslı Türklerin dramını ve başarısını dünyada duyurması, ezilen çeşitli gruplara ilham verecek diye düşüyorum. Tarihi önemli olaylarla ilgili pek çok kurgusal eser yaratılabilir. Umut edelim ki Kıbrıs Türkler de kendilerinin daha gerçekçi anlatıldığı izlenimi yaratacak pek çok başka sinema filmi ve dizi ile buluşur.

Kıbrıs- Türkiye

“İnanıyorum bir tek vatana,

Yüreklere değgin dibelikten,

Ne çıkar aramızda Akdeniz varsa,

Ne fark var aramızda,

Hep ayın sınırlarda sıvanmışız,

Kimimiz ‘ölürken’ diyoruz

Kimimiz ‘ölürkana’. (Süleyman ULUÇAMGİL, Bütün Eserleri, 1989, s. 79)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisment -